İmamoğlu'nun rakibi Yıldırım mı? Erdoğan mı ?


Seçimlere 3 gün kala Erdoğan sonunda sahneye indi. İnmesiyle birlikte bugün Ankara’da özellikle AKP’de morallerin alt üst olduğunu söyleyelim. Yani seçim Binali Yıldırım ile Ekrem İmamoğlu arasında değil de, Erdoğan ile İmamoğlu arasında gibi gözüküyor..

21.06.2019 13:52

Yüksek Seçim Kurulu’nun İstanbul seçimlerini iptal ettiği 7 Mayıs gününü hatırlayalım.

7 Mayıs günü YSK iptal kararı verirken, sadece 12 kilometre uzaklıktaki AKP Genel Merkezi’nde Merkez Yürütme Kurulu toplantısı yapılıyordu. Toplantıda önce dönemin parlayan AKP’li yıldızı Ali İhsan Yavuz bir sunum yapmıştı; iptal kararının ardından kameralara açıklama yapan Sözcü Ömer Çelik ise “milletin iradesine başvuruyoruz” diyerek süreci başlatmıştı.


AKP Genel Merkezi’nde iptal kararının verildiği andan başlayan heyecanlı bir seçim kampanyası da hızla masaya konulmuştu. Kampanyanın başına Mahir Ünal getirilmiş; AKP’nin önemli kurmayları Genel Merkez’de seçim merkezi oluşturmasına karar verilmişti. Öncelikli sorun olarak Cumhur İttifakı'nın adayı Binali Yıldırım ile AKP İstanbul İl Örgütü'nün arası düzeltilecekti.

Kampanyanın en önemli ayağını ise AKP’nin lideri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yürütecekti. O heyecanlı çalışmadan Erdoğan her ilçede miting yapma kararıyla çıkmıştı. İstanbul 39 ilçesine yılmadan, durmadan gidecekti.

Hatta bununla da sınırlı değildi kampanya detayları.


Cumhubaşkanı Erdoğan o ilçelere tek başına değil özellikle MHP’nin oylarının yüksek olduğu yerlerde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile birlikte mitingler düzenleyecekti.

Bu yeni seçim heyecanı Erdoğan için de önemliydi. Zira kaybedilen İstanbul’u bir kez daha kaybetmeye gönlü yoktu.

Ancak alelacele masaya konulan ve bu kampanya ne Saray çevresini ne de TBMM’deki AKP Grubu'nu tatmin etti. AKP Genel Merkezi’nde ortaya konulan senaryo her iki taraftan da kabul görmüyordu.

AKP Grubu, Erdoğan’ın kutuplaştırıcı söyleminden yorulmuş durumda. Bu yüzden de Erdoğan’ın sahada görünmesine gönülsüzlerdi.

Zira bu öfke ve ayrıştırıcı söylemin yarattığı tahribatı kendi seçim bölgelerinde görmüşler; Meclis yolunu her gün aşındıran seçmen gruplarından şikâyetleri almışlardı. Parlamento’nun deneyimli siyasetçilerine göre bu dönemde Erdoğan, sahalardan uzak durmalıydı. MHP’ye ise hiç dokunmayalım.

Ne de olsa Parlamento’da AKP ve MHP milletvekillerinin arasının ne denli kötü olduğunu bilmeyen de yok!

Saray çevresinde de aynı hesaplar yapılıyor; AKP Genel Merkezi'nden çıkan strateji olumlanmıyordu. Sadece Erdoğan’ın dili değil CHP’nin seçim kampanyası da Saray bürokratlarının aklını karıştırıyordu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hiç miting yapmama kararı almıştı. Kılıçdaroğlu, tüm parti kurmayları ve TBMM’de nöbetçi bıraktıkları dışındaki tüm vekillerle birlikte İstanbul’a giderken, “Biz geri planda olacağız, ev ev sokak sokak gezeceğiz; Ekrem İmamoğlu ön planda olacak” dedi. Dediği gibi de yaptı. Bu yazının yazıldığı Perşembe akşamına kadar İmamoğlu son olarak Meral Akşener’le miting meydanına çıksa da Kılıçdaroğlu ile birlikte çıkmadı.

Saray çevresine göre Erdoğan’ın sahalara inmesi demek yarışın İmamoğlu ile Erdoğan arasında bir yarışa dönüştürecekti. Ve burada da en büyük problem yine dil problemi olacaktı.

TBMM AKP grubunun bastırması ve Saray bürokratlarının iknaları çok uzun sürse de Erdoğan uzun süre bu formüle sıcak bakmadı. İstanbul seçimleri öncesinde sahalardan uzak durmak istemedi. Sonra kararını verdi ve miting yapmayacağım dedi.

Hemen söyleyelim, Erdoğan’ın ikna olmak için tek bir şartı vardı o da bazı halk buluşmalarının yapılmasıydı. Perşembe günü Bahçelievler’de olduğu gibi herkes bu halk buluşmalarının birer mitinge dönüşeceğini biliyordu.

Uzun lafın kısası “Yüzde 50, Erdoğan’ı zor tutuyor!”

Seçimlere 3 gün kala Erdoğan sonunda sahneye indi.

İnmesiyle birlikte bugün Ankara’da özellikle AKP’de morallerin alt üst olduğunu söyleyelim.


Erdoğan, dün seçim meydanlarından CHP’yi hedef tahtasına oturturken; Meclis’te ise bambaşka bir hava var.

TBMM’de halihazırda Askerlik Yasası’nın görüşmelerine devam ediliyor. 27. Dönem Parlamentosu için tam bir “Yasa çıkarma makinesi” diyebiliriz. 24 Haziran seçimlerinden bu yana tam 21 yasa çıktı bu dönemde ve hemen birçoğu AKP’nin getirdiği gibi Meclis’te onaylandı.

Askerlik Yasası’nın bu kapsamda bir istisna olduğunu söyleyelim. CHP’nin şu ana kadar yaptığı 11 değişiklik önerisi kabul edildi. CHP’liler de şaşkın. Getirdikleri çok sayıda öneri, “Tabii”, “Aslında biz de böyle düşünüyorduk” denilerek, not edilmiş. Birçoğu da hayata halihazırda geçirildi.

Bu alışık olmadığımız tablo Ankara’nın 24 Haziran sabahına nasıl uyanacağına dair senaryoları da çeşitlendiriyor.

31 Mart sonrasında ortaya atılan “Türkiye İttifakı” senaryosunu da daha güçlü kılıyor. 

“Erdoğan 23 Haziran’dan sonra Türkiye İttifakı'nı yeniden gündeme getirebilir.”

Ankara’da en fazla konuşulan senaryo bu.

Erdoğan’ın ortaya attığı Türkiye İttifakı projesine CHP’nin de sempatiyle yaklaşabileceğini söyleyebiliriz. CHP, artık Türkiye’nin seçim gündeminden çıkmasını, çok önemli sorunları olduğunu ortaya koyuyor. Ekonomi ve güvenlik konularında Türkiye’nin düzlüğe çıkması için yardım eli uzatabileceğini belirtiyor. Bir Türkiye İttifakı gündeme gelirse, CHP tabanını işte bu söylemle ikna etmeye çalışacak.

Ya iktidarın mızmız ortağı MHP! Erdoğan’ın gönlü yok ama AKP Grubu için MHP hemen terk edilmesi gereken bir ortak. Mızmız tanımı da onlara ait, onlar için MHP annesinin bacağına yapışmış mızmız bir çocuk…

Türkiye İttifakı senaryosunda Kürtler’e yer yok.

Ya diğer senaryo…

Zayıf ve dillendirilmek istenmeyen bir diğer senaryo ise erken seçim. Erken seçim senaryosu iktidar eliyle gündeme getirilen bir senaryo değil. İpleri biraz da kuruluşu 23 Haziran sonrasına bırakılan yeni parti hareketlerine bağlı. Yeni parti AKP’de bir çatlak yaratırsa; MHP ile yoluna devam edemeyecek olan AKP’nin yeni seçime gidebileceği yönünde.

Ancak AKP için bugünden konuşulan erken seçim senaryoları aslında tam bir hezimet tablosu olacak. 2023 seçimlerinden dahi emin olamayan AKP için önümüzdeki 4 yıl bir nimet olarak duruyor. Yeni Cumhurbaşkanına sadece 2 dönem Cumhurbaşkanlığı yapma şartı getiren yeni Anayasa düzenlemesi de Saray’a kabus yaşatan başka bir etken.

Ankara’nın senaryoları şimdilik böyle, gözler ise Erdoğan’ı tutmaya çalışan yüzde 50’de…

Zira bir süre önce Erdoğan’ın bir felaket senaryosu olarak gündeme getirdiği “Yüzde 50’yi zor tutuyorum” ifadelerini, şimdi bir felaket senaryosu olarak yüzde 50 Erdoğan için söylüyor.

SİBEL HÜRTAŞ
Yüzde 50, Erdoğan'ı zor tutuyor
https://www.artigercek.com/yazarlar/sibel-h%C3%BCrtas/yuzde-50-erdogan-i-zor-tutuyor
57

Hava Durumu ANKARA